<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gündem Siyaset Seçim Haberleri - www.haberci.tk</title>
	<atom:link href="http://www.haberci.tk/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.haberci.tk</link>
	<description>Gündem Siyaset Seçim Haberleri - www.haberci.tk</description>
	<lastBuildDate>Sat, 18 Feb 2012 19:52:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Bahçeli’nin “MİT Kanununda yapılan değişiklik” hakkında açıklaması</title>
		<link>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/mhp/4859_bahcelinin-mit-kanununda-yapilan-degisiklik-hakkinda-aciklamasi.htm</link>
		<comments>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/mhp/4859_bahcelinin-mit-kanununda-yapilan-degisiklik-hakkinda-aciklamasi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Feb 2012 19:51:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[Bahçeli’nin “MİT Kanununda yapılan değişiklik” hakkında açıklaması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberci.tk/?p=4859</guid>
		<description><![CDATA[AKP’nin dayatma ve zorlamalarıyla dün itibariyle kabul edilen 6278 sayılı “Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” aynı gün Sayın Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmış ve arkasından yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yapılan bu şaibeli düzenlemeyle birlikte; MİT mensuplarının veya belirli bir görevi yerine getirmek amacıyla kamu görevlileri arasından Başbakan tarafından görevlendirilenlerin; görevlerini yerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>AKP’nin dayatma ve zorlamalarıyla dün itibariyle kabul edilen 6278 sayılı “Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”  aynı gün Sayın Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmış ve arkasından yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br />
<span id="more-4859"></span><br />
Yapılan bu şaibeli düzenlemeyle birlikte;  MİT mensuplarının veya belirli bir görevi yerine getirmek amacıyla kamu görevlileri arasından Başbakan tarafından görevlendirilenlerin; görevlerini yerine getirirken, görevin niteliğinden doğan veya görevin ifası sırasında işledikleri iddia olunan suçlardan dolayı soruşturulabilmeleri Başbakan’ın iznine tabi kılınmıştır.</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.haberci.tk/wp-content/uploads/2012/02/devlet-bahceli.jpg"><img src="http://www.haberci.tk/wp-content/uploads/2012/02/devlet-bahceli-300x300.jpg" alt="" title="devlet-bahceli" width="300" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-4860" /></a>Buna ilave olarak, bahsi geçen izin; 5271 sayılı Kanunun 250’nci maddesinin birinci fıkrasına göre kurulan ağır ceza mahkemelerinin, görev alanına giren suçları işleyen özel görevliler için de geçerli olacaktır.</p>
<p>Bu kapsamda yapılan yasal değişiklik AKP’nin hukuku katletmesinin adı ve tanımından başka bir anlama gelmemiştir.</p>
<p>Üstünlerin, güçlülerin ve zalimlerin hukuku böylelikle tescil edilmiş; adrese teslim düzenlemeler, önü ve arkası ayarlanmış teklifler endişe verici şekilde hayat ve zemin bulmuştur.</p>
<p>Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından, işleyen bir soruşturma sürecini akamete uğratmak amacına matuf olduğu bilinen yasa önerisinin, yangından mal kaçırırcasına ve kısa zaman içerisinde kanunlaşması hukuk devleti anlayışının aldığı en büyük ve ölümcül yaralardan birisi haline gelmiştir.</p>
<p>Halen görevdeki MİT Müsteşarını koruma ve kollama dürtüsüyle harekete geçen AKP zihniyeti, hukukun üstünlüğüne kurşun sıkan bu tavır ve icraatı nedeniyle inandırıcılığını da tamamen kaybetmiştir.</p>
<p>Bazı kamu görevlilerine özel görev verilmesi ve bundan kaynaklanan suçlardan muaf olabilmelerinin önünün açılması, sözde ileri demokrasinin ileri derecede otoriterleşen ve tiranlaşan yüzünü ifşa etmiştir.</p>
<p>Temel özellikleri arasında şeffaflık, katılımcılık ve hesap verebilirlik bulunan demokratik-parlamenter sistemde, gizli kapaklı ilişki ağlarının, tezgah altı ve kayıt dışı faaliyetlerin güvenceye alınması, hukuku felç edecek ağır bir darbe ve milli vicdanları infiale sokacak bir kepazeliktir.</p>
<p>Konusu ve sınırları kanunla tayin edilmemiş bir görevden; ancak ve ancak cuntaların kontrolünde bulunan, paramiliter unsurların hakim olduğu ve toplu kıyımları gözünü kırpmadan yerine getiren vahşi diktatörlerin yönetimlerinde görmek mümkün olacaktır.</p>
<p>Bilinmelidir ki, kendi takdir ve keyfi doğrultusunda görevlendirdiği özel görevlileri kanatlarının altına alan Başbakan Erdoğan, bundan sonra işlenen suç ve cürümlere doğal olarak iştirak edecek ve kirli operasyonların azmettiricisi olarak anılacaktır.</p>
<p>Dikkatleri çeken önemli hususlardan birisi de Sayın Cumhurbaşkanı’nın MİT Kanunundaki değişikliği onaylamadaki hızı ve acelesidir.</p>
<p>Esasen kişiyi hedef alan bir düzenlemenin anında imzalanması; Çankaya’nın noter işlevine ve siyasi saiklerle hareket ettiğine yeni bir ispat olmuştur.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Sayın Gül, 2 Aralık 2011 tarihinde, 6250 sayılı &#8220;Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun”u, bir kez daha görüşülmesi için, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına geri gönderirken bugünle taban tabana zıt bir tutum göstermiştir.</p>
<p>Nitekim yürüyen bir soruşturma kapsamında bulunan kişilere yönelik özel bir düzenleme olduğu iddiasıyla, 6250 sayılı kanun TBMM’ne iade edilmiştir.</p>
<p>Bugün ise Cumhurbaşkanlığı makamı, açıkça kişiyi baz alan ve direkt ilgilendiren bir yasal değişikliği hiçbir incelemeye tabi tutmadan, vicdan kantarına vurmadan ve adalet anlayışını inkar edercesine onaylamıştır.</p>
<p>Üstelik 2937 sayılı Kanuna eklenen geçici bir maddeyle de; hâlen devam eden soruşturma ve kovuşturmalar hakkında da Başbakan’ın izninin şart koşulması her şeyi gözler önüne sermiş ve netleştirmiştir.</p>
<p>Sayın Cumhurbaşkanı, bugün bizzat kişiye özel olarak düzenlenen yasanın tasdik ve uygun bulma makamı haline gelmiştir.</p>
<p>Türk milleti çifte standartlı ve çelişkide bocalarken yanlışı savunacak gerekçeleri üretmekten utanmayan AKP zihniyetinden bıkmış ve artık usanmıştır.</p>
<p>Hukuku iğfal eden, yozlaştıran ve tarafgirliğin çıkmazına sokan AKP hükümeti, bilsin ki, girdiği karanlık yoldan dönmezse Türkiye büyük bir kördüğümün ortasına düşecektir.</p>
<p>Adalete olan bağlılığın ve güveninin kaybolmasıyla, herkes kendi hukukunu oluşturma ve tesis etme çabası içine girebilecek ve yıkımın son aşaması da bu şekilde vasat bulacaktır.</p>
<p>Bu itibarla tehlike çok büyüktür.<br />
Siyasal çoğunluğunu her şeyi üstünde gören AKP hükümeti, yanlıştan vazgeçmediği ve girdiği bulanık sudan çıkmadığı takdirde aziz milletimize derin hayal kırıklıkları ve sorunlar yaşatacaktır.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi, hukuku çiğneyen ve adaletin kalbine hançer vuran iktidar partisiyle her düzeyde mücadele etmeye ve yaptığı kötülükleri aziz milletimize duyurmaya devam edecek ve bundan da asla geri adım atmayacaktır.<br />
<em>MHP basın birimi</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/mhp/4859_bahcelinin-mit-kanununda-yapilan-degisiklik-hakkinda-aciklamasi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MİT’in adı bugünden itibaren, ‘Recep İstihbarat Teşkilatı’ (RİT) veya ‘Tayyip İstihbarat Teşkilatı’ (TİT) olmuştur</title>
		<link>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/dp/4856_mitin-adi-bugunden-itibaren-recep-istihbarat-teskilati-rit-veya-tayyip-istihbarat-teskilati-tit-olmustur.htm</link>
		<comments>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/dp/4856_mitin-adi-bugunden-itibaren-recep-istihbarat-teskilati-rit-veya-tayyip-istihbarat-teskilati-tit-olmustur.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Feb 2012 19:43:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DP]]></category>
		<category><![CDATA[MİT’in adı bugünden itibaren ‘Recep İstihbarat Teşkilatı’ (RİT) veya ‘Tayyip İstihbarat Teşkilatı’ (TİT) olmuştur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberci.tk/?p=4856</guid>
		<description><![CDATA[Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Zeybek, İzmir İl Teşkilatı’nın düzenlediği “Yine, Yeniden İktidara Yürüyüş” yemeğinde yaptığı konuşmada, “İstihbarat Teşkilatı’nın, adının başındaki Milli’lik vasfı bugünden itibaren ortadan kalkmıştır. MİT’in adı artık, ‘Recep İstihbarat Teşkilatı’ (RİT) veya ‘Tayyip İstihbarat Teşkilatı’ (TİT) olmuştur.” diyerek hükümetin jet hızıyla çıkardığı MİT yasasını eleştirdi. Hükümetin MİT Kanunu&#8217;nda değişiklik yapmak için acele [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Zeybek, İzmir İl Teşkilatı’nın düzenlediği “Yine, Yeniden İktidara Yürüyüş” yemeğinde yaptığı konuşmada, “İstihbarat Teşkilatı’nın, adının başındaki Milli’lik vasfı bugünden itibaren ortadan kalkmıştır. MİT’in adı artık, ‘<strong>Recep İstihbarat Teşkilatı</strong>’ (RİT) veya ‘<strong>Tayyip İstihbarat Teşkilatı</strong>’ (TİT) olmuştur.” diyerek hükümetin jet hızıyla çıkardığı MİT yasasını eleştirdi.<br />
<span id="more-4856"></span><br />
Hükümetin MİT Kanunu&#8217;nda değişiklik yapmak için acele davrandığını belirten DP Lideri Zeybek, konuşmasında şu görüşlerini ortaya koydu:</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.haberci.tk/wp-content/uploads/2012/02/rit_tit.jpg"><img src="http://www.haberci.tk/wp-content/uploads/2012/02/rit_tit-300x198.jpg" alt="" title="rit_tit" width="300" height="198" class="alignleft size-medium wp-image-4857" /></a>&#8220;<strong>Gece yarısı yasa çıkarıldı</strong>. Bu durum kuşkuları artırdı Bu Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ı kurtarmak adına yapıldı. Eğer savcının söyledikleri doğru ise söz konusu olan suç, Cumhurbaşkanı&#8217;nın da yargılanmasını içerir. Orada vatana ihanet suçu söz konusudur. Türkçesi bu. Ben kimseyi vatana ihanetten suçlamıyorum. Ama iddia ve kuşku çok ağırdır. Böyle durumda acele şekilde yasa çıkartmak kuşkuları artırıyor. Neden acele davranıyorsunuz? Milletten ne kaçırıyorsunuz? Sırf bu konuyu halletmek için iktidara geleceğiz. </p>
<p>Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı ile MİT arasında geçen ifadelerde, MİT Müsteşarı hakkında, &#8216;terör örgütüne yardım edildiğine’ yönelik iddialar var. Bu zihniyet ülke sınırları içerisinde bir başka devlet kurmak istiyor. Kamu görevlileri de bu suça destek olmuşlar. Savcı, MİT&#8217;çilerin istihbarat toplama işini bırakıp terör örgütüne yardım ettikleri iddiasıyla ifadelerini almak istedi. Normal bir ülkede başbakanın, &#8216;gidin savcıyı ikna edin, böyle bir şey yoktur deyin’ demesi gerekir. </p>
<p><strong>Herkes aklını başına alsın</strong><br />
Şimdi ben soruyorum? Savcının dediği gibi siz KCK&#8217;yı kurdunuz mu? KCK&#8217;ya yardımcı oldunuz mu? Bu teşkilatta suç işleyenler ya da Başbakanın görev verdiği kişiler hakkında savcıların görev yapması için Başbakan Erdoğan&#8217;ın izni gerekiyor. Kendilerinin atadıkları müsteşarları korumak için yasa çıkardılar. Bu teşkilatın adı Recep İstihbarat Teşkilatı (<strong>RİT</strong>) olmuştur. Ya da Tayyip İstihbarat Teşkilatı (<strong>TİT)</strong> de diyebiliriz. Herkes aklını başına alsın. Böyle bir yasa olur mu? Susurluk diye bir dava neden açıldı? Bu mantık doğru ise neden dava açıldı?&#8221;<br />
<em>DP Basın Merkezi- 18 Şubat 2012</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/dp/4856_mitin-adi-bugunden-itibaren-recep-istihbarat-teskilati-rit-veya-tayyip-istihbarat-teskilati-tit-olmustur.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Demokrat Parti&#8217;nin, Atatürk&#8217;ün Gençliğe Hitabı konusundak​i hassasiyet​i sürüyor</title>
		<link>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/dp/4853_demokrat-partinin-ataturkun-genclige-hitabi-konusundak%e2%80%8bi-hassasiyet%e2%80%8bi-suruyor.htm</link>
		<comments>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/dp/4853_demokrat-partinin-ataturkun-genclige-hitabi-konusundak%e2%80%8bi-hassasiyet%e2%80%8bi-suruyor.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Feb 2012 19:39:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DP]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrat Parti'nin Atatürk'ün Gençliğe Hitabı konusundak​i hassasiyet​i sürüyor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberci.tk/?p=4853</guid>
		<description><![CDATA[Demokrat Parti&#8217;nin, AKP&#8217;nin okullardan kaldırmak istediği, Atatürk&#8217;ün Gençliğe Hitabı konusundaki hassasiyeti sürüyor.. Bir süre önce Atatürk&#8217;ün Gençliğe Hitabı’ndan 100 bin adet bastırarak İzmir&#8217;de sokak sokak dağıtan Demokrat Parti İzmir İl Teşkilatı, düzenlediği bir gecede, 50&#215;70 ebadındaki Atatürk&#8217;ün Gençliğe hitabını açık artırma ile sattı. DP İzmir İl Teşkilatı dün akşam Balçova&#8217;daki Beyzade Restoran’ında görkemli bir dayanışma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Demokrat Parti&#8217;nin, AKP&#8217;nin okullardan kaldırmak istediği, Atatürk&#8217;ün Gençliğe Hitabı konusundaki hassasiyeti sürüyor.. Bir süre önce Atatürk&#8217;ün Gençliğe Hitabı’ndan 100 bin adet bastırarak İzmir&#8217;de sokak sokak dağıtan Demokrat Parti İzmir İl Teşkilatı, düzenlediği bir gecede, 50&#215;70 ebadındaki Atatürk&#8217;ün Gençliğe hitabını açık artırma ile sattı.<br />
<span id="more-4853"></span><br />
<a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.haberci.tk/wp-content/uploads/2012/02/Namik-Kemal-Zeybek_Erkut-Senbas.jpg"><img src="http://www.haberci.tk/wp-content/uploads/2012/02/Namik-Kemal-Zeybek_Erkut-Senbas-300x225.jpg" alt="" title="Namik-Kemal-Zeybek_Erkut-Senbas" width="300" height="225" class="alignleft size-medium wp-image-4854" /></a>DP İzmir İl Teşkilatı dün akşam Balçova&#8217;daki Beyzade Restoran’ında görkemli bir dayanışma gecesi düzenledi. &#8220;Yine, yeniden İktidara Yürüyüş&#8221; isimli dayanışma yemeğinde, çeşitli hediyelerin verildiği bir çekiliş de yapıldı. Çekilişin en fazla ilgi gören hediyesi de Atatürk&#8217;ün Gençliğe Hitabı oldu. 50&#215;70 ebadında özel olarak yaptırılan Hitabe, açık artırma ile satışa sunuldu. Davetlilerin almak için yarıştığı Atatürk&#8217;ün Gençliğe Hitabı, büyük bir bedelle İzmir&#8217;li işadamı Erkut Şenbaş’da kaldı. </p>
<p>Erkut Şenbaş&#8217;a Hitabe’yi, bir Atatürk hayranı olan ve yıllarca televizyon programlarında Atatürk&#8217;ü anlatan Demokrat Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek verdi. Zeybek hitabetin içindeki &#8216;gaflet, delalet ve ihanet sözcüklerini hatırlatarak, &#8220;Atatürk&#8217;ün Gençliğe Hitabı, milli Amentümüzdür. Bu hitabenin gerçek muhatabı şu andaki iktidardır. Asıl onların okuması lazım&#8221; dedi. </p>
<p>DP İzmir Teşkilatının düzenlediği gecede ayrıca milli mücadele dönemi ve bugün yaşananların anlatılığı bir sinevizyon gösterisi yapıldı.<br />
<em>DP Basın Merkezi- 18 Şubat 2012</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/dp/4853_demokrat-partinin-ataturkun-genclige-hitabi-konusundak%e2%80%8bi-hassasiyet%e2%80%8bi-suruyor.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MHP&#8217;li Mehmet Günal, AKP’yi &#8220;ben yaptım oldu&#8221; mantığını sert sözlerle eleştirdi</title>
		<link>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/mhp/4850_mhpli-mehmet-gunal-akpyi-ben-yaptim-oldu-mantigini-sert-sozlerle-elestirdi.htm</link>
		<comments>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/mhp/4850_mhpli-mehmet-gunal-akpyi-ben-yaptim-oldu-mantigini-sert-sozlerle-elestirdi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Feb 2012 20:33:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[MHP'li Mehmet Günal AKP’yi "ben yaptım oldu" mantığını sert sözlerle eleştirdi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberci.tk/?p=4850</guid>
		<description><![CDATA[MHP Antalya Milletvekili Doç. Dr. Mehmet Günal, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada AKP’yi Meclisin ciddiyetini bozan davranışları ve &#8220;ben yaptım oldu&#8221; mantığıyla getirdiği tasarı ve teklifnedeniyle sert sözlerle eleştirdi. Günal’ın konuşması şöyle; &#8220;Tasarı hâlinde gelmesi gereken kanun değişikliği kanun teklifi hâlinde geliyor, bunun kanun yapma tekniği açısından birçok sakıncası var. Çünkü gelen kanun tasarılarında oturup [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>MHP Antalya Milletvekili Doç. Dr. Mehmet Günal, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada AKP’yi Meclisin ciddiyetini bozan davranışları ve &#8220;ben yaptım oldu&#8221; mantığıyla getirdiği tasarı ve teklifnedeniyle sert sözlerle eleştirdi. Günal’ın konuşması şöyle;<br />
<span id="more-4850"></span><br />
&#8220;Tasarı hâlinde gelmesi gereken kanun değişikliği kanun teklifi hâlinde geliyor, bunun kanun yapma tekniği açısından birçok sakıncası var. Çünkü gelen kanun tasarılarında oturup bir etki analizi yapmamız gerekiyor, kurumlardan görüş almamız gerekiyor. Peki, şimdi nasıl olacak? </p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.haberci.tk/wp-content/uploads/2012/02/tbmm-toplanti.jpg"><img src="http://www.haberci.tk/wp-content/uploads/2012/02/tbmm-toplanti-300x166.jpg" alt="" title="tbmm-toplanti" width="300" height="166" class="alignleft size-medium wp-image-4851" /></a>Teklif komisyona geliyor, teklif sahibi Milletvekili geliyor, bir soru soruyoruz, teklifi hazırladığına göre teklif sahibinin bilmesi gerekmez mi ama o cevap veremiyor, bakana bakıyoruz, bakan da yetkili uzman arkadaşa bakıyor, sonunda o cevap veriyor. Teklif sahibinin teklif hakkındaki mütalaayı yapabilmesi, sorulara cevap verebilmesi gerekmez mi? Neden? Kim hazırladı bu teklifi? İlgili kurum hazırlamış, getirmişler, Milletvekili arkadaşlarımız imzalamış. Yani çok ciddi olmayan bir olay bu. AKP’li Milletvekillerin TBMM’nin ciddiyetiyle bağdaşmayan çalışmalarına verdiğim bu örnekle AKP’yi demokrasinin temel kurumu olan TBMM’de saygılı olmaya davet ediyorum.</p>
<p>AKP’nin ciddiyetsizliğini gösteren bir örnek daha vereceğim. Komisyon üyesi Milletvekilleri hızlıca geçmesini istedikleri kanunu daktilo yazılı metinde &#8220;Kanun tasarısı&#8221; yazan yeri daksilleyerek elle &#8220;Teklifi&#8221; yazıp önümüze getiriyorlar. Düşünebiliyor musunuz? Ne kadar gayriciddi, Meclisin tüzel kişiliğini, Plan ve Bütçe Komisyonunu dikkate almayan bir yaklaşım! Peki biz bunu uyarınca ne oldu biliyor musunuz? Dikkate aldılar ve bir düzeltme yaptılar. Ne yapmışlar biliyor musunuz? Başka bir kanun tasarısı getirirken tamamını daksilleyerek o satırın tamamını elle yazmışlar. Çok büyük bir gelişme kaydetmişler! Yani öyle bir hâle geldik ki Allah rızası için bir memura hiç olmazsa onun bir paragrafını daktiloyla yazdırıp, üzerine koyduracak kadar bile vaktiniz yok mu? Ya da ciddiye mi almıyorsunuz?  &#8220;Biz yaptık, oldu.&#8221; yetkinizi kullanıyorsunuz.  Sonra da &#8220;Efendim, İç Tüzük gereği &#8220;<strong>Komisyon gündemine hâkimdir. Genel Kurul gündemine hâkimdir</strong>.&#8221; demeyeceksiniz. Yok öyle bir şey.&#8221;</p>
<p><strong>Türkiye Bir Yargıç Devleti Haline geldi!</strong><br />
AKP, Meclisin yasama önemini dikkate almıyor, tek parti iktidarı olarak &#8220;Biz yaptık, oldu.&#8221; mantığı içerisinde bulunuyor. Türkiye, AKP döneminde bir hukuk devleti olmaktan çıktı. MHP’nin referandumdaki uyarısına rağmen Türkiye bir hukuk devleti olmaktan çıktı, hukuk devleti olmayınca &#8220;Kanun devleti&#8221; dememiz lazım. Ama kanun devleti olmaktan da çıktı, yargıç devleti oldu. Yargıçlar sizin istediğiniz gibi karar verince iyiydi şimdi istediğimiz gibi olmayınca &#8220;Aman yargıya müdahale var. Bunlar siyasallaştı.&#8221; Peki, şimdi ne oldu? Yani Genelkurmay Başkanıyla ilgili soruşturma açılınca iyi, MİT Müsteşarıyla ilgili olunca kötü. İşinize gelmediği zaman bunu değiştirelim, kanun çıkaralım, işimize gelirse, bu böyle devam etsin; olmaz! Onun için Türkiye&#8217;nin bir hukuk devleti olarak bu düzenlemeleri hakkaniyetli bir şekilde yapması ve dönüp dolaşıp yine aynı düzenlemeler üzerinde işinize gelmediği zaman bu değişiklikleri teklif hâlinde -tasarı olarak da değil- getirmesi, maalesef güçler ayrılığın değildir. Tam tersine yürütmenin yasamaya, şimdi de yargıya tahakkümüyle ilgili bir gelişmedir.</p>
<p><strong>Gizli Soruşturma Bilgilerini Kim Sızdırıyor?</strong><br />
Daha önce başka örnekler de yaşadık, belli davalarda bir anda bakıyoruz yargıçlar görevden alınıyor veya başka bir yere veriliyor. Yine işinize gelmeyenlerden bir tanesi de Deniz Feneri davasıydı hatırlarsanız. Bir yanda bir baktık bu davaya görevlendirilmiş olan hâkimler, savcılar hemen değiştirildi, öbür taraftan şike davası var orada çarşaf çarşaf bütün bilgiler kamuoyuna sızdırılıyor. Benim aklım ermiyor. henüz görüşülen bir olayda  hangi kurum, hangi birim MİT Müsteşarının çağrıldığını biliyor da bir anda bütün bunların hepsi dökülüyor? Hiç bunu merak etmiyor musunuz? Bütün gizli belgeler, uydurma belgeler sonradan içeriye bilerek konulduğu, uydurma CD’lerle birtakım özel hayata ilişkin dokümanların da konulduğu şeyler nasıl sızdırılıyor? Bir hukuk devletinde bu mümkün mü? Ben hâlâ bir cevap alamadım. Adalet Bakanımız her geldiğinde soruyorum &#8220;Bu konuda kaç tane soruşturma açıldı, sonuçlananlar var mı, ceza alanlar var mı?&#8221; diye. Ama her gün, maşallah, bütün gazeteler her şeyi çarşaf çarşaf yayınlıyor. Bu maalesef Türkiye&#8217;nin yavaş yavaş bir kanun devleti hâline geldiğinin, hatta bunun da ötesine geçerek bir yargıç devleti hâline geldiğinin bir göstergesidir. Yine aynı şekilde Balyoz davasında da Ağır Ceza Mahkemesinin Başkanı Şeref Akçay şahsa göre muamele yapıldığını, burada daha önce aynı mahkemenin, farklı şekilde, terör suçlusu olarak sorgulanan bir kişiyle ilgili normalde hakkında lehinde karar verirken başkaları geldiği zaman aleyhinde karar verdiğini söyledi ve sitem ederek emekliye ayrılmıştı. Özet olarak da dedi ki: &#8220;Bana göre hukuk diye bir şey olmaz, herkese eşit uygulanması gerekir.&#8221; Maalesef bu &#8220;HSYK reformu&#8221; diye sizin getirdiğiniz ve bizim uyardığımız &#8220;Yargının siyasallaşmasına yol açar.&#8221; diye,  12 Eylül 2010 referandumunda söylediğimiz şeylerin sakıncasını siz ancak kendi atadığınız insanlarla ilgili sorun ortaya çıktığı zaman gördünüz. Kimin için olursa olsun hukukun işlemesi gerekir, herkesin gidip ifadesini vermesi gerekir ve yargının hızla işleyerek de herkes için adil bir şekilde tecelli etmesi gerekir. Geç kalan adalet, adalet değildir.&#8221;<br />
<em>MHP basın birimi</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/mhp/4850_mhpli-mehmet-gunal-akpyi-ben-yaptim-oldu-mantigini-sert-sozlerle-elestirdi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ruhsar Demirer&#8217;in Medeni Kanun&#8217;un kabul edilişinin 86.yıl konuşması</title>
		<link>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/mhp/4847_ruhsar-demirerin-medeni-kanunun-kabul-edilisinin-86-yil-konusmasi.htm</link>
		<comments>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/mhp/4847_ruhsar-demirerin-medeni-kanunun-kabul-edilisinin-86-yil-konusmasi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Feb 2012 20:25:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[Ruhsar Demirer'in Medeni Kanun'un kabul edilişinin 86.yıl konuşması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberci.tk/?p=4847</guid>
		<description><![CDATA[17 Şubat 1926&#8242;da Türk Medeni Kanunu&#8217;nun kabul edilmesi, çağdaş medeniyet yolunda en önemli adımlardan biridir. Milli mücadelede kazanılan başarının ardından başlatılan reformlar toplumsal hayatın gelişmesinin yolunu açmıştır. Din ve cinsiyet ayrımı yapılmaksızın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her bireyin eşit yükümlülüklerle beraber eşit haklara sahip olması sağlanmıştır. Değişen dünya ve gelişen yaşam koşulları neticesinde günün ihtiyaçları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>17 Şubat 1926&#8242;da Türk Medeni Kanunu&#8217;nun kabul edilmesi, çağdaş medeniyet yolunda en önemli adımlardan biridir. Milli mücadelede kazanılan başarının ardından başlatılan reformlar toplumsal hayatın gelişmesinin yolunu açmıştır. Din ve cinsiyet ayrımı yapılmaksızın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her bireyin eşit yükümlülüklerle beraber eşit haklara sahip olması sağlanmıştır.<br />
<span id="more-4847"></span><br />
<a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.haberci.tk/wp-content/uploads/2012/02/ataturk_medeni-kanun.jpg"><img src="http://www.haberci.tk/wp-content/uploads/2012/02/ataturk_medeni-kanun-300x217.jpg" alt="" title="ataturk_medeni-kanun" width="300" height="217" class="alignleft size-medium wp-image-4848" /></a>Değişen dünya ve gelişen yaşam koşulları neticesinde günün ihtiyaçları göz önüne alınarak <strong>Milliyetçi Hareket Partisi</strong>’nin koalisyon ortağı olduğu 57. Hükümet döneminde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 22 Kasım 2001&#8242;de kabul edilen yeni <strong>Türk Medeni Kanunu</strong>,  1 Ocak 2002&#8242;de yürürlüğe girmiştir.</p>
<p><strong>Yapılan düzenlemeyle;</strong><br />
- Evlilik birliğini eşlerin birlikte yönetme,<br />
- Evlenme ile birlikte istediği takdirde kadının eşinin soyadı ile birlikte önceki soyadını da kullanabilme,<br />
- Evlilikte çocuğun velayetini birlikte kullanma,<br />
- Makul sebeple eşinden ayrı yaşayanlara nafaka isteme,<br />
- Oturulacak konutu birlikte seçme,<br />
- Başka bir mal rejimini seçilmemişse  &#8216;edinilmiş mallara katılma&#8217; yani malları paylaşma hakları tanınırken<br />
- Meslek veya iş seçiminde eşten izin alma zorunluluğu kaldırılmıştır.</p>
<p>17 Şubat 1926&#8242;da Türk Medeni Kanunu&#8217;nun kabul edilmesi ile toplumsal hayatta kadın erkek eşitliğini sağlayabilmek adına büyük bir adım atılmış ve bugün sürdürmekte olduğumuz toplumsal cinsiyet eşitliği çabalarının en önemli hukuki dayanağı oluşturulmuştur.<br />
<em>MHP basın birimi</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/mhp/4847_ruhsar-demirerin-medeni-kanunun-kabul-edilisinin-86-yil-konusmasi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DP&#8217;li Kızılkaya: Özel yetkili mahkemeler, yargı birliği ilkesine uymuyor</title>
		<link>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/dp/4844_dpli-kizilkaya-ozel-yetkili-mahkemeler-yargi-birligi-ilkesine-uymuyor.htm</link>
		<comments>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/dp/4844_dpli-kizilkaya-ozel-yetkili-mahkemeler-yargi-birligi-ilkesine-uymuyor.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Feb 2012 20:20:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DP]]></category>
		<category><![CDATA[DP'li Kızılkaya: Özel yetkili mahkemeler yargı birliği ilkesine uymuyor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberci.tk/?p=4844</guid>
		<description><![CDATA[Demokrat Parti (DP) AR-GE Hukuk Birimi Başkanı Avukat Sibel Kızılkaya İtkü, yaptığı yazılı açıklamada, uzun tutukluluk sürelerinin infaza dönüştüğünü söyledi. &#8220;Özel yetkili mahkemeler yargı birliği ilkesine uymuyor&#8221; diyen İtkü, &#8220;Demokratik bir hukuk devletinde mahkemeler, insanların merhamet dilendikleri yerler değil, adaletin tecelli edeceği umudunu yaşatan yerler olmalıdır.&#8221;diye konuştu. İnfaza dönüşen uzun tutukluluk süreleri.. Demokrat Parti (DP) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Demokrat Parti (DP) AR-GE Hukuk Birimi Başkanı Avukat Sibel Kızılkaya İtkü, yaptığı yazılı açıklamada, uzun tutukluluk sürelerinin infaza dönüştüğünü söyledi. &#8220;Özel yetkili mahkemeler yargı birliği ilkesine uymuyor&#8221; diyen İtkü, &#8220;Demokratik bir hukuk devletinde mahkemeler, insanların merhamet dilendikleri yerler değil, adaletin tecelli edeceği umudunu yaşatan yerler olmalıdır.&#8221;diye konuştu.<br />
<span id="more-4844"></span><br />
<strong>İnfaza dönüşen uzun tutukluluk süreleri..</strong><br />
Demokrat Parti (DP) AR-GE Hukuk Birimi Başkanı Avukat Sibel Kızılkaya İtkü, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.haberci.tk/wp-content/uploads/2012/02/sibel-kizilkaya-itku-.jpg"><img src="http://www.haberci.tk/wp-content/uploads/2012/02/sibel-kizilkaya-itku--223x300.jpg" alt="" title="sibel-kizilkaya-itku-" width="223" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-4845" /></a>Ülkemiz son yıllarda büyük bir hukuk ve insan hakları sınavından geçmektedir. Ergenekon, Balyoz, KCK, İnternet Andıcı soruşturmaları, yargı birliği ilkesine uymayan Özel Yetkili Mahkemeler, uzun tutukluluk süreleri ve son olarak da kişiye özel bir uygulama olarak karşımıza çıkan MİT yasası gündemi sürekli meşgul etmekte ve tüm bunlar ülkede siyasi kutuplaşmaya neden olmaktadır.</p>
<p>Bunlar arasında özellikle, infaza dönüşen uzun tutukluluk süreleri, toplum vicdanında büyük yaralar açmakta ve insanların adalete olan inançlarını sorgulamalarına neden olmaktadır. Halbuki demokratik bir hukuk devletinde mahkemeler, insanların merhamet dilendikleri yerler değil, adaletin bir şekilde tecelli edeceği umudunu yaşatan yerler olmalıdır.</p>
<p>Bilindiği üzere; &#8220;Ağır Ceza Mahkemesi’nin görevine giren işlerde tutukluluk süresi 2 yıldır. Bu süre zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek uzatılabilir. Uzatma süresi toplam üç yılı geçemez&#8221; (CMK 102)</p>
<p>Yani bu maddeye göre Ağır Ceza Mahkemesi’nin görevine giren işlerde asıl tutukluluk süresi iki yılken, üç yıl daha uzatılabilmektedir. Bu da tutuklama süresinin 5 yıla çıkması demektir.</p>
<p>CMK’nın Özel Yetkili Mahkemelerdeki tutuklama süresini düzenleyen 252. mad.’de ise &#8220;Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerindeki tutukluluk süresi Genel yetkili mahkemelerdeki tutukluluk süresinin iki katı olacağı belirtildiğine&#8221; göre, bu durumda Özel Yetkili Mahkemelerdeki tutukluluk süresi de azami 10 yıl olacak demektir.</p>
<p>Hukuken tutuklamanın bir ceza olmayıp, bir tedbir olduğu göz önünde bulundurulduğunda, beş ve on yıl gibi tutukluluk süreleri; hukuk mantığına, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve adalet anlayışına tamamen aykırı olduğu gibi, tutuklama tedbirinin geçiciliği ve tutukluluk süresinin makul olması koşulları ile de bağdaştırılması mümkün olmayan sürelerdir.</p>
<p><strong>Ceza ve tutukevinde bulunanların % 65’i tutukludur. Hükümlü değildir</strong><br />
On yıl süre ile özgürlükten mahrum kalmaya sebep olan bu tutukluluk süreleri bir koruma tedbiri olarak değil, olsa olsa peşin ceza olarak kabul edilebilir.</p>
<p>Günümüzde ceza ve tutukevinde bulunanların % 65’i tutukludur. Hükümlü değildir. Peki kanunlarımızda mahkemelerce tutukluluk kararının verilmesinin şartları yok mudur? Her sanık-şüpheli otomatik olarak tutuklanmakta mıdır?</p>
<p>Kanuna göre tutuklama kararı verilebilmesi için; kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, şüpheli ya da sanığın kaçması, saklanması ya da kaçacağı şüphesini uyandıran olguların varlığı, delillerin karartılması, tanık ya da başka kişilere baskı yapılması olasılığına işaret eden somut verilerin bulunması gerekir.</p>
<p>Yani duruşmaya gelen sanığın kaçma şüphesi dolayısıyla tutuklanması yerine, sadece yurt dışına çıkış yasağı konulmasıyla yetinilmesi hukuken daha makuldür.</p>
<p>Yine delillerin karartılması, tanık ya da başka kişilere baskı yapıldığı iddiası, zaman içinde değişen koşullara göre yeniden değerlendirilmelidir. Çünkü delilerin karartılması deliller toplandıkça geçerliliğini yitirir, tanıklara baskı yapılması tehlikesi de yargılama devam ederken zamanla azalarak neticede ortadan kalkabilir. Sadece bu konuya önem verilmesi dahi yargılamaları devam eden insanların, yıllarca tutuklu kalarak haksız yere özgürlüklerinden mahrum kalmalarını büyük oranda engelleyecektir.</p>
<p>Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine göre; &#8220;soyut kaçma tehlikesi tutukluğun devamının makul bir gerekçesi olmadığı gibi, suçun ağırlığı yada karışıklığı da başlı başına tutuklama ya da tutukluluğun devamına ilişkin mahkeme kararlarını haklı göstermeye yetmeyecektir &#8221;</p>
<p>Bu durumda her duruşmada mahkemece değişen durumlar yeniden dikkatlice değerlendirilmeli, önemini ve güncelliğini yitiren eski tehlikelere dayanarak tutukluluğun devamına karar verilmemeli, tutuklama kararları önceki kararın otomatik devamı haline gelmemelidir.</p>
<p>Ayrıca uzun tutukluluk süreleri, her oturumda tutukluluğun devamına karar veren mahkemenin psikolojik olarak mahkumiyet hükmü vermek konusunda kendini mecbur hissetmesine neden olacaktır. Bu durum dahi uzun tutukluluk süresinin ne kadar haksız ve adaletsiz olduğunun bir göstergesi değil midir?</p>
<p>Avrupa Konseyi AİHM Uygulamalarını İzleme Daire Başkanlığı bu konuda; &#8220;Türkiye hem tutukluluk sürelerinin uzunluğu, hem de mahkemelerin tahliye talebini reddederken suçun niteliği, delil durumu, dosyanın içeriği gibi şablon gerekçeler kullanması nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve AİHM kararlarını ısrarla ihlal ediyor demiştir.</p>
<p>Çünkü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında, en ağır durumda bile üç yılı aşan tutuklamalar bir özgürlük ihlali olarak kabul edilmiş ve yine tutukluluğun devamına ilişkin kararların mutlaka gerekçeli olması gerektiği suçun niteliği gibi müphem ifadelere yer verilmemesi gerektiği ısrarla belirtilmiştir.</p>
<p>Her ne kadar özel yetkili mahkemelerin kaldırılması, terör suçlarının kapsamının belirlenmesi, katolog suçlarının yeniden düzenlenmesi, tutukluluk sürelerinin dünya standartlarına çekilmesi gibi konularda yasal düzenleme yapılması demokratik bir hukuk devleti için gerekli ise de her şeyin kanuni düzenlemelerle çözüleceğini düşünmekte pek gerçekçi görünmemektedir.</p>
<p>Her şeyden evvel Anayasa’nın 90. maddesine göre, temel hak ve özgürlüklerle ilgili olarak milletlerarası anlaşmalarla, kanunların karşı karşıya gelmesi durumunda, milletlerarası anlaşmaların uygulanacağı açıkça belirtilmiştir. Bu durumda, yasalar doğru yorumlanır, temel hak ve özgürlükler konusunda aleyhe olan kanunlarda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin lehe olan kuralları uygulanacak olursa tutukluluk süreleri bu kadar uzamayacaktır.</p>
<p>Doğru yorumlamanın olmazsa olmaz şartı ise yargı bağımsızlığıdır. Gerçek bir yargı bağımsızlığının varlığı halinde; yargıçlar yasalar ve vicdanları ile baş başa kaldıklarında doğru yolu bulmakta şüphesiz hiç zorlanmayacaklardır. Dolayısıyla hakimlerimizin temel hak ve özgürlüklerin başlıca koruyucuları olduklarını hiçbir zaman unutmamaları, sorunun temelde çözümü açısından son derece önemlidir.<br />
<em>DP Basın Merkezi-17 Şubat 2012</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/dp/4844_dpli-kizilkaya-ozel-yetkili-mahkemeler-yargi-birligi-ilkesine-uymuyor.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DP&#8217;li Karakeçili : Özel Ekonomi Bölgesi, bir DP projesidir</title>
		<link>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/dp/4841_dpli-karakecili-ozel-ekonomi-bolgesi-bir-dp-projesidir.htm</link>
		<comments>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/dp/4841_dpli-karakecili-ozel-ekonomi-bolgesi-bir-dp-projesidir.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Feb 2012 15:58:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DP]]></category>
		<category><![CDATA[DP'li Karakeçili : Özel Ekonomi Bölgesi bir DP projesidir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberci.tk/?p=4841</guid>
		<description><![CDATA[Demokrat Parti’nin Ekonomi İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Cem Karakeçili, Demokrat Parti’nin bir projesine sahip çıktığı için Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’a teşekkür etti. Karakeçili, &#8220;ÖZEL EKONOMİ BÖLGESİ&#8221; projesi Demokrat Parti’nin bir projesidir. Ve 12 Haziran 2011 seçimleri öncesi yayınlanan Demokrat Parti’nin Seçim Beyannamesinde aynen yer alıyor.” şeklinde konuştu. DP Genel Başkan Yardımcısı Cem Karakeçili yaptığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Demokrat Parti’nin Ekonomi İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Cem Karakeçili, Demokrat Parti’nin bir projesine sahip çıktığı için Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’a teşekkür etti. Karakeçili, &#8220;<strong>ÖZEL EKONOMİ BÖLGESİ</strong>&#8221; projesi Demokrat Parti’nin bir projesidir. Ve 12 Haziran 2011 seçimleri öncesi yayınlanan Demokrat Parti’nin Seçim Beyannamesinde aynen yer alıyor.” şeklinde konuştu.<br />
<span id="more-4841"></span><br />
DP Genel Başkan Yardımcısı Cem Karakeçili yaptığı yazılı açıklamada şunları söyledi:</p>
<p><strong>ÖZEL EKONOMİ BÖLGESİ NEDİR?</strong><br />
<a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.haberci.tk/wp-content/uploads/2012/02/cem-karakecili1.jpg"><img src="http://www.haberci.tk/wp-content/uploads/2012/02/cem-karakecili1-208x300.jpg" alt="" title="cem-karakecili" width="208" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-4842" /></a>Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın, İstanbul’da yaptığı ve ithalat rakamlarını değerlendirdiği basın açıklamasını dikkatlice izledim. Zira kendisini sürekli ‘ihracat rakamlarına değiniyorsun, ithalattan bahsetmiyorsun diye’ eleştirenlerin başında ben geliyordum. Kendisine bu konuda bir basın açıklaması yaptığı için teşekkür ediyorum.</p>
<p>Ama bu konuşmasında asıl beni ilgilendiren bir başka konu vardı. Sayın Bakan, daha önce de bahsettiği, &#8220;<strong>ÖZEL EKONOMİ BÖLGESİ</strong>&#8221; konusunu tekrarladı. Oysa bu proje Demokrat Parti’nin bir projesidir. Ve 12 Haziran 2011 seçimleri öncesi yayınlanan Demokrat Parti’nin Seçim Beyannamesinde aynen yer alıyor.</p>
<p>Sayın Bakana hatırlatmak bakımından, Demokrat Parti Seçim Beyannamesinde yer alan &#8220;<strong>Özel Ekonomi Bölgesi</strong>&#8221; projesini aynen aktarıyorum:</p>
<p>- ÖZERK, LİBERAL, ÇOK ULUSLU, ÇOK SEKTÖRLÜ, VERGİDEN MUAF “ÖZEL EKONOMİ BÖLGESİ” KURULACAK.<br />
- ÖZEL EKONOMİ BÖLGESİ’NİN BÜNYESİNDE İMALAT, İHRACAT, YÜKSEK TEKNOLOJİ (Hİ-TECH) YATIRIMLARI, LOJİSTİK VE TURİZM HİZMETLERİ YERALACAK, BÖLGEDE NİTELİKLİ İŞGÜCÜ İSTİHDAM EDİLECEK.<br />
- ÖZELLİKLE “ÖZEL EKONOMİ BÖLGESİ” OLARAK KURULACAK OLAN BÖLGEDE, BÜTÜN DÜNYA GEMİLERİNİN AKTARMA LİMANI OLARAK KULLANILABİLECEĞİ BİR LİMAN YAPILACAK, TAŞIMALARIN YAKLAŞIK % 95’NİN KARAYOLU İLE YAPILDIĞI DİKKATE ALINARAK, ÖZELLİKLE UZUN MESAFELİ ULUSLARARASI TAŞIMALARDA DENİZYOLU – DEMİRYOLU KOMBİNE TAŞIMA SİSTEMİNİN GELİŞTİRİLMESİ YÖNÜNDE ALTYAPI YENİLENECEK.</p>
<p>Sayın Bakana bir DP Projesi olan, Özel Ekonomi Bölgesi’ne gösterdiği duyarlılığa teşekkür ederim<br />
Demokrat Parti, her zaman iktidarı olumsuz yönleriyle eleştiren bir parti olmamıştır. Hükümetin yanlışlarını söylediğimiz gibi doğrularını da söylemekten gurur duyarız. </p>
<p>Bu çerçevede, Sn. Ekonomi Bakanımızın &#8220;<strong>ÖZEL EKONOMİ BÖLGESİ</strong>&#8221; konusuna duyduğu duyarlılıktan ötürü kendisini tebrik ediyor, bu projenin Türkiye’nin geleceği açısından fevkalade önemli olduğunun önemini bir kez daha vurgulamak istiyorum. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.<br />
<em>DP Basın Merkezi- 16 Şubat 2012</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/dp/4841_dpli-karakecili-ozel-ekonomi-bolgesi-bir-dp-projesidir.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nuran Talu: Bu ülkede iki Başbakan yok&#8230;</title>
		<link>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/dp/4837_nuran-talu-bu-ulkede-iki-basbakan-yok.htm</link>
		<comments>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/dp/4837_nuran-talu-bu-ulkede-iki-basbakan-yok.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Feb 2012 15:19:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DP]]></category>
		<category><![CDATA[Nuran Talu: Bu ülkede iki Başbakan yok...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberci.tk/?p=4837</guid>
		<description><![CDATA[Sağlık İşlerinden Sorumlu Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Dr. Nuran Talu yaptığı yazılı açıklamada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın rahatsızlığı ile ilgili olarak kamuoyuna bilgi verilmesini istedi. “Bu ülkede iki Başbakan yok” diyen Dr Nuran Talu, “Sayın Başbakanın hastalığı hakkındaki doğru bilgilendirmenin kamuoyuna son derece ciddiyet ve hassasiyetle yapılması gerekir. Çünkü liderlerin sağlık durumu hakkında sır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık İşlerinden Sorumlu Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Dr. Nuran Talu yaptığı yazılı açıklamada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın rahatsızlığı ile ilgili olarak kamuoyuna bilgi verilmesini istedi.</p>
<p>“Bu ülkede iki Başbakan yok” diyen Dr Nuran Talu, “Sayın Başbakanın hastalığı hakkındaki doğru bilgilendirmenin kamuoyuna son derece ciddiyet ve hassasiyetle yapılması gerekir. Çünkü liderlerin sağlık durumu hakkında sır içinde olmamak kamu yararının gerektirdiği hallerden biridir. “ diye konuştu.<br />
<span id="more-4837"></span><br />
<strong>Başbakanın hastalığı ciddi midir?</strong><br />
Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Dr. Nuran Talu yaptığı yazılı açıklamada şunları söyledi:<br />
“Geçirdiği ameliyat nedeniyle, Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a geçmiş olsun diyor ve acil şifalar diliyorum.<br />
<a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.haberci.tk/wp-content/uploads/2012/02/nuran-talu.jpg"><img src="http://www.haberci.tk/wp-content/uploads/2012/02/nuran-talu-201x300.jpg" alt="" title="nuran-talu" width="201" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-4838" /></a>Bir yandan da, günlerdir, aylardır sade bir Türk vatandaşı olarak Başbakanlıktan, Sayın Başbakanın hastalığı ve geçirdiği ameliyatların nedenleri hakkında resmi ve ayrıntılı bir açıklama bekliyorum.<br />
Sayın Başbakanın hastalığı nedir? Bu hastalık devletin bekasını etkileyecek ve ülkenin yönetimini aksatacak ölçüde ciddi midir?<br />
Bu ülkede iki Başbakan yok. Sayın Başbakan, hastalandığında Bakanlar Kurulu toplanamıyor. Hükümetin çalışmalarında, rutinin bozulmasının nedenleri hakkında vatandaşları bilgilendirmek, demokratik ve iyi yönetilen bir ülkede olması gereken değil midir? Üstelik ülkenin huzurunun Sayın Başbakanın sağlığı hakkındaki şüpheler ve dedikodularla bozulamayacak kadar önemli ve kaotik bir dönemden geçerken&#8230;</p>
<p><strong>Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kuruluna başkanlık etmeyi düşünmüyor mu?</strong><br />
Bakanlar Kurulu, çok sayıda Başbakan Yardımcılarından biri tarafından yönetilemez mi? Sayın Başbakan, Yardımcılarına güvenmiyor mu? Ayrıca hastalığı süresince AKP, TBMM’de Grup Toplantıları da yapılamıyor. AKP Genel Başkan yardımcılarından biri gruba başkanlık yapamaz mı? Ayrıca, Cumhurbaşkanı’nın gerekli gördüğü hallerde Bakanlar Kuruluna başkanlık etmesi de Anayasa hükmü.  </p>
<p>Sayın Başbakanın hastalığı hakkındaki doğru bilgilendirmenin kamuoyuna son derece ciddiyet ve hassasiyetle yapılması gerekir. Çünkü liderlerin sağlık durumu hakkında sır içinde olmamak kamu yararının gerektirdiği hallerden biridir. </p>
<p>Neden hala eski Sovyet sistemine benzer şekilde sırlar ve gizler içinde yönetiliyoruz, anlamak mümkün değil. Örneğin 8. Cumhurbaşkanımız Merhum Sayın Turgut Özal&#8217;ın geçirdiği kalp ve kansere bağlı ameliyatlar ve sağlık koşulları hakkında verilen resmi demeçlerle herkes bilgilendiriliyordu o dönem. Hem de model organ maketleri üzerinden detaylı bilimsel açıklamalarla ve düzenli olarak&#8230;</p>
<p><strong>İnsanlar fani, Devlet kalıcıdır&#8230;</strong><br />
İnsanlar fani ama Devlet kalıcıdır. Elbette, hasta liderler de ülkesini yönetir. Önemli olan şeffaf olmak, karar verme mekanizmalarını ve yönetim düzeneklerini ‘tek adam’ üzerine değil, kurumlar üzerine oturtmaktır.  Eminim bu ülkede hiç kimse, Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘tek adam’ modeline göre uyarlanmış bir Devlet düzenine sahip olmasından yana değildir. </p>
<p><strong>Sayın Başbakanın hastalığı Devlet Sırrı mı?</strong><br />
Sayın Başbakanın ameliyatının (larının) gizlenmesi ve yeterli bilgilerin verilmemesi, ne Sayın Başbakan için, ne de idare için bir zaaf ya da açık verme değildir. Şüphesiz devlet adamlarının başarısının önemli nedenlerinden biri de ‘ketum’ olmaktır.<br />
Ancak Sayın Başbakanın sağlık durumunun vatandaşları tarafından bilinmesinin, Devletin emniyetine, dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine açıkça zarar verecek olduğunu yani bir Devlet sırrı olduğunu söyleyebilir miyiz? Ülkenin çıkarlarına zarar verecek istihbaratlarına, ekonomi konularına ya da özel hayatın gizliliğine dair bilgilerden bahsetmiyoruz. Onlar kapsam dışı şüphesiz. </p>
<p><strong>Gizli Demokrasi</strong><br />
Ülkemizde neyin Devlet sırrı olduğunu biliyor muyuz? Bugün, Devlet sırrı kavramını gerekli bulan Avrupa’da birçok ülke, parlamentolarında, ‘neyin devlet sırrı’ olması gerektiğine dair mekanizmalar geliştirirken, devlet sırrı kavramının bu çağda hiç olmaması gerektiğini savunan kesimler de var. Onlar, demokrasi ve özgürlüklerin bu denli parladığı bir çağda, ‘devlet sırrının arkasına saklanmak, despot yönetimlerin işidir’ diyorlar. Çünkü özgürleşme ve demokratikleşme ile gündeme gelmesi gereken şeffaflık, günışığında yönetim ve bilgi alma hakkı gibi kavramlardır.  Neyin devlet sırrı olacağı değil, sır alanını olabildiğince daraltmaktır maharet. Aksi halde bunun adı ‘İleri Demokrasi’ değil, ‘Gizli Demokrasi’ olur.”<br />
<em>DP Basın Merkezi- 15 Şubat 2012</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/dp/4837_nuran-talu-bu-ulkede-iki-basbakan-yok.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bahçeli&#8217;nin gündemdeki MİT-KCK İlişkileri Hakkında ileri sürülen İddialar hakkında yaptığı basın açıklaması</title>
		<link>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/mhp/4834_bahcelinin-gundemdeki-mit-kck-iliskileri-hakkinda-ileri-surulen-iddialar-hakkinda-yaptigi-basin-aciklamasi.htm</link>
		<comments>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/mhp/4834_bahcelinin-gundemdeki-mit-kck-iliskileri-hakkinda-ileri-surulen-iddialar-hakkinda-yaptigi-basin-aciklamasi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Feb 2012 23:04:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[Bahçeli'nin gündemdeki MİT-KCK İlişkileri Hakkında ileri sürülen İddialar hakkında yaptığı basın açıklaması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberci.tk/?p=4834</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemiz, istikrarsızlık, itibarsızlık ve insicamsızlıktan beslenen siyaset ve yönetim algısının izdüşümünde; kökleşen açmazların ve anormalliklerin ileri düzeyde baskısı ve tesiri altına girmiştir. AKP hükümeti, millet ve devlet hayatını çöküşün sınırına kadar getirmiş, bozgunculuğun ve boğuşmanın yegâne adresi olmuştur. İktidarın etki ve yönlendirmesiyle, bunalım hali toplumsal yapının her düzeyine sinmiş, kurumlar arası diyalog ve uzlaşma, yerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemiz, istikrarsızlık, itibarsızlık ve insicamsızlıktan beslenen siyaset ve yönetim algısının izdüşümünde; kökleşen açmazların ve anormalliklerin ileri düzeyde baskısı ve tesiri altına girmiştir.</p>
<p>AKP hükümeti, millet ve devlet hayatını çöküşün sınırına kadar getirmiş, bozgunculuğun ve boğuşmanın yegâne adresi olmuştur.<br />
<span id="more-4834"></span><br />
İktidarın etki ve yönlendirmesiyle, bunalım hali toplumsal yapının her düzeyine sinmiş, kurumlar arası diyalog ve uzlaşma, yerini düşmanca tutum ve mücadelelere bırakmıştır.</p>
<p>AKP dokunduğu, ele aldığı ve hedef olarak tayin ettiği her şeyi kanatmış, kirletmiş ve koparmıştır.</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.haberci.tk/wp-content/uploads/2012/02/mit-bolge-giris.jpg"><img src="http://www.haberci.tk/wp-content/uploads/2012/02/mit-bolge-giris-300x161.jpg" alt="" title="mit-bolge-giris" width="300" height="161" class="alignleft size-medium wp-image-4835" /></a>Bugünkü şartlar altında, hükümet kaynaklı sorun ve büyüyen anlaşmazlıklar aziz milletimizin geleceğini tehdit eder bir konum ve içeriğe bürünmüştür.</p>
<p>Maalesef Türkiye karanlık, karmakarışık ve kasvetli hadiselerin göbeğinde can çekişmektedir.</p>
<p>İktidara destek ve omuz veren grup, oluşum ve tarafların, birbirine düşerek alanlarını genişletmek, aldıkları payları artırmak istemeleri çekişme ve sürtüşmelere meydan vermekte, oluşan kargaşa ortamı önü alınamaz şaibeli ilişkilerin deşifre olmasına vesile olmaktadır.</p>
<p>Adalet ve Kalkınma Partisi’nin varlığında söz sahibi olan bazı çevrelerin, dokuz yıllık iktidar yıllarında gücün zirvesine tırmandıkları ve bundan sonra, haricindekilerle vuruşarak kendi siyasal alanlarını inşa etme yoluna girecekleri görülmektedir.</p>
<p>Devlet içinde, AKP’nin neden olduğu iktidar ve alan hâkimiyeti kavgasının vahim boyutlara ulaştığı her açıdan belli ve ortadadır.</p>
<p>Türk milletinin iradesinin dışlandığı, devlet kurumlarının pusuda bekleyen niyeti ve hedefi son derece kuşkulu kesimlere peşkeş çekildiği izlenimi ve görüntüsü gittikçe kuvvetlenmekte ve her şey ayan beyan ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Hukuktaki aşırı yozlaşma, siyasetteki ahlaki aşınma, sürekli tahkim edilen toplumsal kutuplaşma ve irtifa kaybeden birlikte yaşama duygusu hep bu sürecin bir parçası olarak karşımızdadır.</p>
<p>Bu kapsamda AKP’nin siyasi sorumluluk üstlendiği Türkiye, ağır ve vahim yeni bir iddiayla çalkalanmakta ve sarsılmaktadır.</p>
<p>İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı tarafından, KCK’yla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı, bu kurumdan emekli olmuş eski bir müsteşar ve yardımcısının da aralarında yer aldığı toplam beş kişinin, şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılmaları tüm dikkatlerin sıklet merkezi olmuştur.</p>
<p>Bu hukuki takibatın başlamasına neden olan hadise ise son derece ilginç ve düşündürücüdür.</p>
<p>PKK uzantısı bölücülerin, sözde silahı bırakarak kentlerde siyasal yapılanmaya yönelmesi ve paralel devlet oluşturmak için kolları sıvaması nedeniyle açılan KCK davasına, bahsi geçen MİT görevlilerinin de dahil edildiği görülmektedir.</p>
<p>Anlaşıldığı kadarıyla, iddia makamı, davanın seyri içinde KCK denen bölücü örgüt yapılanmasının teşekkülünde, eylemlerinde ve işleyişinde Milli İstihbarat Teşkilatı’nın ve mensuplarının parmağı olduğuna dair kuşkuları netleştirmek ve gerçekleri ortaya çıkarmak için harekete geçmiştir.</p>
<p>Söz konusu kamu görevlilerinin ifade vermeye davet edilmeleri hukuki eksende yeni bir tartışmanın ve münakaşanın gerekçesini teşkil etmiştir.</p>
<p>Bu görevlilerin, soruşturma kapsamına alınabilmeleri için idari izin gerektiği hususunu ileri sürerek Özel Yetkili Savcılığın çağrısına icabet etmemeleri adalet kurumundaki şayiaları daha da güncellemiştir.</p>
<p>Ancak görevi başındaki MİT Müsteşarı’nın dışındakilerle ilgili yakalama kararı verilmesi ise olayın seyrini kritik bir aşamaya taşımıştır.</p>
<p>Hukuk devletinin icapları doğrultusunda, işleyen bir soruşturma safahatinde, ilgililerin mahkemenin çağrısını dikkate alması ve gereğini yerine getirmesi en başta adaletin ruhuna saygının bir sonucu olarak değerlendirilmelidir.</p>
<p>Bu itibarla, mahkeme nezdinde ifade vermekten kaçınmak, hukuki kılıf bulma arayışına tevessül etmek doğru ve makul bir yol olmayacaktır.</p>
<p>İlave olarak, muvazzaf ya da emekli Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının ve üstelik Genel Kurmay Başkanlığı görevini üstlenmiş kişilerin sorguya alınmasında, hiçbir incelik ve titizlik göstermeyen AKP zihniyetinin, konunun ucu kendisine dayanınca birden bire önceki beyanlarıyla çelişkiye düşmesi de çok dikkat çekici olmuştur.</p>
<p>Diğer taraftan, gelişmelerin aldığı son şekil ile 2009 yılından itibaren adına açılım denen yıkım sürecinin rotası, yol haritası ve maksadı daha iyi görülmüş ve berraklaşmıştır.</p>
<p>Habur rezaletinin, İmralı ile müzakere çabalarının, Kandil’e sırnaşmanın, peşmergeye yanaşmanın, KCK operasyonlarının ve Oslo görüşmelerinin birbirleriyle yakından bağ ve bağlantısı olduğu, bölücülük bulmacasındaki boş kısımların böylelikle dolduğu anlaşılmaktadır.<br />
AKP hükümetinin yıllardır nasıl bir ihanet projesi uygulamak istediği yeniden görülmüş ve acı da olsa bir kez daha tescil edilmiştir.</p>
<p>Bilhassa KCK operasyonlarıyla ele geçirilen bazı belge ve bilgilerden, bu kapsamda sürdürülen soruşturmada yapılan itiraflardan AKP’nin Türkiye’yi nereye sürüklediği daha da açıklık kazanmıştır.</p>
<p>KCK davasında gözaltına alınan bazı kişilerin, kendilerini MİT görevlisi olarak tanıtmaları ve bu doğrultuda verdikleri ifadeler konunun seyrini ve boyutunu doğal olarak bütünüyle değiştirmiştir.</p>
<p>Ortaya çıkan bilgi ve bulgulardan, KCK’nın önemli noktalarına hükümetin teşviki ve talimatıyla, kontrollü bir sızma ve intikal faaliyeti yürütüldüğü anlaşılmıştır.</p>
<p>Medyaya yansıyan haberlerden, PKK’nın şehir örgütü olan bu yasadışı bölücü yapılanmanın, Başbakan Erdoğan’ın izni ve onayı ile yıkıma memur edilen görevlilerce kurgulandığı belirlenmiştir.</p>
<p>Bu nedenle KCK oluşumunun, bizzat MİT’in gözetimi, yönlendirmesi ve dolaylı himayesi ile faaliyetini yürüttüğüne dair iddialar üzeri örtülmeyecek kadar alenileşmiştir.</p>
<p>Başbakan ve hükümeti bu çarpıklıktan ve her tarafa çekilebilecek çürümüşlükten birinci derecede sorumludur ve bundan sonra devleti suçlamaya yeltenmeleri ve yönelmeleri kendilerini asla aklayamayacaktır.</p>
<p>Nihayetinde bölücü terör ve İmralı canisiyle yapılan temas ve pazarlıkların emri bizzat Başbakan Erdoğan tarafından verildiği değişik ortamlardaki ifadelerle kesinlik kazanmıştır.</p>
<p>Bununla birlikte, bu yeni durum Başbakan Erdoğan’ın İmralı Canisi ile yalnızca görüşmekle kalmayıp yıllardır milletimize kan kusturan örgütün faaliyetlerini bildiği, izlediği ve hatta desteklediği anlamını doğurmuştur.</p>
<p>Başbakan Erdoğan’ın, devlet tarafından yıllardır aranan, interpol tarafından haklarında kırmızı bülten çıkartılan, defalarca teslim edilmesi için Irak’a ve ABD’ye verilen listelerde adları en yukarıda olan PKK elebaşları ile yabancı başkentlerde kurdurduğu temaslar zaten bilinmektedir.</p>
<p>Nitekim İmralı canisine özgürlük, Kürdistan’ın kurulmasına onay, anayasal çözümler konusunda ittifak sağlanması ve sözde barış konseyi gibi alçaklıklar AKP tarafından projelendirilip bölücü mihraklara ikram edilmiş, vatanın parçalanması, milletin bölünmesi hükümet eliyle yürütülmüştür.</p>
<p>Bu son gelişme ile Milliyetçi Hareket Partisi’nin yıkım projesi olduğunu yıllardır ısrarla vurguladığı açılım denen sürecin nasıl bir ihanet kuşatması olduğu bir kez daha görülmüştür.</p>
<p>AKP, PKK, KCK ve İmralı arasındaki irtibat ve ilişki ağları artık inkâr edilemeyecek kadar vuzuha ermiştir.</p>
<p>Ortaya çıkan gelişmeler, KCK’nın kuruluşunda, sevk ve idaresinde AKP’nin yadsınamayacak kadar payının ve müdahalesinin bulunduğuna işaret etmektedir.</p>
<p>Şayet işleyen yargı süreciyle bu durum somutlaşırsa, Başbakan Erdoğan ve arkadaşlarını Yüce Divan’a gitmekten kimse kurtaramayacaktır.</p>
<p>Milliyetçi Hareket Partisi konunun önem ve aciliyetine binaen, şu soruların cevaplarını muhataplarından beklemektedir:<br />
1- KCK’nın kuruluşunda, eylemlerinin planlanmasında AKP’nin müdahalesi ve katkısı olmuş mudur?<br />
2– Hapisten çıkan bölücü militanların ve hatta dağdaki eşkıyanın, siyasete taşınabilmesi ve meşrulaşması amacıyla KCK’nın önü bizzat hükümet tarafından mı açılmıştır? Bölücü ve yıkıcı faaliyetlerine bile bile göz mü yumulmuştur?<br />
3– Başbakan Erdoğan KCK’nın kuruluşundan başından beri haberdar mıdır? PKK’yı devlet kurdu iftiraları, KCK’nın AKP güdümünde olduğunu gizleme ve bu konudaki delilleri yok etme kurnazlığı mıdır?<br />
4– Sözde Kürdistan’ın kurulması başta olmak üzere, İmralı mahkûmunun serbest bırakılması, anayasal çözümler konusunda teminatlar sunulması ve PKK’nın dağ kadrosunun polis gücü olarak kullanılması konularında bir mutabakat sağlanmış mıdır?<br />
5- Milli İstihbarat Teşkilatı, kanlı saldırıların zamanlamasını ve yapılış şeklini önceden öğrenmesine rağmen, bununla ilgili önleyici tedbirleri almış mıdır ve lazım gelen uyarıları yapmış mıdır?</p>
<p>Partimiz, KCK soruşturması dâhilinde, ortaya çıkan her gelişmeyi ve süreci Türk milleti adına yakından takip edecektir.</p>
<p>Bölücülüğe prim veren, teröristle pazarlık yapan siyasal kadrolardan da mutlaka hesap soracaktır.</p>
<p>Ancak, meselenin içimizi dağlayan bir başka tarafı ise, üzerinde canilerle pazarlık konusu yapılan bölücü terör örgütü mağduru binlerce vatandaşımızın ve Mehmetçiklerimizin kanlarının dökülmeye devam etmesidir. </p>
<p>Gelişmelerden çıkardığımız sonuç; Başbakan ile İmralı canisi arasında şehitlerin kanı ve milletimizin bölünmesi konularında sürdürülen pazarlıkların henüz amacına ulaşamamış olduğudur. </p>
<p>Zira ortaya çıkan alçalmanın ve alçaklıkla bezenmiş ilişki ağlarının başka izahı olmayacaktır. </p>
<p>Bilinmelidir ki, Türk milletinin hıyanet kuşatması altına alınmasının ve mukadderatına el uzatılmasının vebali iki cihanda da hükümetin üzerinde bulunacaktır.<br />
<em>MHP basın birimi</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/mhp/4834_bahcelinin-gundemdeki-mit-kck-iliskileri-hakkinda-ileri-surulen-iddialar-hakkinda-yaptigi-basin-aciklamasi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zeybek: İktidar, kendi dindarlık anlayışını gençlere dayatmak istiyor</title>
		<link>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/dp/4830_zeybek-iktidar-kendi-dindarlik-anlayisini-genclere-dayatmak-istiyor.htm</link>
		<comments>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/dp/4830_zeybek-iktidar-kendi-dindarlik-anlayisini-genclere-dayatmak-istiyor.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Feb 2012 15:25:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DP]]></category>
		<category><![CDATA[Zeybek: İktidar kendi dindarlık anlayışını gençlere dayatmak istiyor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.haberci.tk/?p=4830</guid>
		<description><![CDATA[Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, Gençlik kollarıyla yaptığı toplantıda, Başbakan Erdoğan’ın “dindar gençlik yetiştireceğiz” sözlerini eleştirdi ve “Başbakan bilgili ve bilinç berraklığı içinde değil” dedi. Zeybek, “Biz Demokrat Parti olarak gençliğimizin milli değerlere bağlı, manevi değerlere saygılı, insani değerlere açık, akıl ve bilim çizgisine bağlı demokrat gençler olarak yetişmelerini istiyoruz. İnançlarında samimi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, Gençlik kollarıyla yaptığı toplantıda, Başbakan Erdoğan’ın “dindar gençlik yetiştireceğiz” sözlerini eleştirdi ve “Başbakan bilgili ve bilinç berraklığı içinde değil” dedi. </p>
<p>Zeybek, “Biz Demokrat Parti olarak gençliğimizin milli değerlere bağlı, manevi değerlere saygılı, insani değerlere açık, akıl ve bilim çizgisine bağlı demokrat gençler olarak yetişmelerini istiyoruz. İnançlarında samimi olmalarını, başka inançlara da saygılı olmalarını istiyoruz.” diye konuştu.<br />
<span id="more-4830"></span><br />
<a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.haberci.tk/wp-content/uploads/2012/02/genclik.jpg"><img src="http://www.haberci.tk/wp-content/uploads/2012/02/genclik-300x192.jpg" alt="" title="genclik" width="300" height="192" class="alignleft size-medium wp-image-4831" /></a>Demokrat Parti Lideri Namık Kemal Zeybek, partisinin gençlik kollarıyla yaptığı sohbet toplantısında bu konuda şunları söyledi:</p>
<p><strong>Demokrat olmak, bütün inançlara karşı saygılı olmayı gerektirir</strong><br />
Sayın Başbakan’ın kendini, ‘muhafazakar demokrat’ olarak nitelendirmesi ve ‘dindar gençlik yetiştireceğiz’ demesi, kavramlar konusunda ne kadar bilgisiz olduğunun yeni bir ispatı olmuştur.</p>
<p>Demokrat olmak, bütün inançlara karşı saygılı olmayı gerektirir. Başbakan, ‘dindar gençlik yetiştireceğiz’ derken belli ki, gençliği kendi din anlayışı ve uygulamaları doğrultusunda yetiştireceğini söylüyor. </p>
<p><strong>Şu ana kadar yetişen gençlik dinsiz mi?</strong><br />
Konuya böyle bakarsak, Başbakan’ın da kendisini Müslüman olarak ifade ettiğini hatırlarsak,  şimdi şu soruyu sormak durumundayım: Başbakan gençliğimizi kendisi gibi dindar olarak yetiştirmeyi hedefliyor. Başbakan’ın şahsi hayatında nasıl yaşadığı bizi ilgilendirmez. Ancak kamu parasını kullanırken ortaya koyduğu <strong>lüks ve israf, hangi Müslümanlıkla bağdaşır</strong>? </p>
<p>“<strong>Müminler birbirinin kardeşidir</strong>”, Kuran-ı Kerim hükmüne rağmen, Bush’un saldırgan paralı askerleri Irak’ta, yüz binlerce Müslüman’ı katledip, Ebu Gureyb cezaevinde Müslüman kadınların ırzına geçerken Bush’la birlikte hareket eden, Bush’un eşkıyaları için, ‘sağ salim evlerine dönmelerini’ dileyen Başbakan’ın, bu anlayışındaki Müslümanlık doğrultusunda mı gençlik yetiştirilecek?</p>
<p>Emperyalist saldırganların İslam dünyasını talan edip, Müslümanların köleleştirilmesi siyasetinden başka bir şeyi olmayan, Büyük Orta Doğu Projesinin eşbaşkanı olmakla övünen Başbakan’ın Müslümanlık anlayışına göre mi dindar gençlik yetiştirilecektir?</p>
<p>Başbakan, ‘dindar gençlik yetiştireceğiz’ derken, şu ana kadar yetişen gençliğin dinsiz olduğunu mu, ya da dindar olmadığını mı iddia etmektedir? </p>
<p><strong>İktidar, kendi dindarlık anlayışını gençlere dayatmak istiyor</strong><br />
Bir taraftan Cumhuriyetimizin Kurucusunun, yetişen gençliği vatan ve millet konularında duyarlı olmaya davet eden Türk Gençliğine Hitabını yasaklamaya çalışırken, öte yandan İslam’ın ruhuna aykırı, kendi dindarlık anlayışlarını milletimizin yetişen nesillerine dayatmak isteyen bu iktidarın başının bu sözleri dahi ülkemizi nereye götürmek istediklerinin açık bir kanıtıdır. </p>
<p>Biz Demokrat Parti olarak gençliğimizin milli değerlere bağlı, manevi değerlere saygılı, insani değerlere açık, akıl ve bilim çizgisinde demokrat gençler olarak yetişmelerini istiyoruz. İnançlarında samimi olmalarını, başka inançlara da saygılı olmalarını istiyoruz. Keşke Sayın Başbakan da bu bilinç berraklığı içinde olsaydı diyoruz.<br />
<em>DP Basın Merkezi- 05 Şubat 2012</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.haberci.tk/siyasi-partiler/dp/4830_zeybek-iktidar-kendi-dindarlik-anlayisini-genclere-dayatmak-istiyor.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

